Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
vardacı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Varda işini sesle veya araçla yapan kimse

Örnek:

1. Vardacı borusunu öttürdü.

1. Vardacı borusunu öttürdü.


vardacılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vardacının yaptığı iş


vardakosta
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , denizcilik , denizcilik , isim , isim , eskimiş , eskimiş , denizcilik , denizcilik , Kıyıları koruyan gemi

2. sıfat , sıfat , argo , argo , sıfat , sıfat , argo , argo , İri yarı ve gösterişli (kadın)

Örnek:

1. Bir bakanlık arabasından çıkan vardakosta bir hanımefendi resmen gelip Kevser Hanım'ın naçiz helasına şeref vermişti.

1. Bir bakanlık arabasından çıkan vardakosta bir hanımefendi resmen gelip Kevser Hanım'ın naçiz helasına şeref vermişti.


Lisan : İtalyanca guardacoste

Telaffuz : vardako'sta

vardela
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yaklaşık 3 santimetre genişliğinde yumuşak kösele şerit


Lisan : Rumca

Telaffuz : l ince okunur

vardırabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vardırabilmek işi


vardırabilmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Vardırma ihtimali veya imkânı bulunmak


vardırma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vardırmak işi


vardırmak fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Varmasına yol açmak, götürmek

Örnek:

1. Hasan'la ilgilerini evlenme kertesine vardırmak için canla başla çalışan Mesture Hanım...

1. Hasan'la ilgilerini evlenme kertesine vardırmak için canla başla çalışan Mesture Hanım...


vardiya
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Posta

Örnek:

1. Fabrikaların akşam vardiyaları dağıldıktan sonra işçiler fabrika kapılarında tek sıra oldular.

1. Fabrikaların akşam vardiyaları dağıldıktan sonra işçiler fabrika kapılarında tek sıra oldular.

2. denizcilik , denizcilik , denizcilik , denizcilik , Gemilerde beklenen nöbet

3. denizcilik , denizcilik , denizcilik , denizcilik , Gemide nöbet yeri


Lisan : İtalyanca guardia

Telaffuz : va'rdiya

vardiyacı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vardiya ile çalışan kimse


vardiyacılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vardiyacı olma durumu


vareste
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Kurtulmuş

Örnek:

1. Endişeden vareste.

1. Endişeden vareste.

2. Uzak


Lisan : Farsça vāreste

Telaffuz : va:reste

vareste kalmak
Anlamı:

1. bir şeyi yapıp yapmamakta özgür bırakılmak

Örnek:

1. Türkçeyi bilmek için aruza aşina olmaktan vareste kalamaz.

1. Türkçeyi bilmek için aruza aşina olmaktan vareste kalamaz.


vareste tutmak (veya kılmak)
Anlamı:

1. bir şeyi yapıp yapmamakta özgür bırakmak


vargel

İlgili Kelimeler:

vargel tezgâhı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Herhangi bir makinenin bir doğrultuda gidip gelerek iş gören parçası


vargel tezgâhı
Anlamı:

1. isim , isim , teknik , teknik , isim , isim , teknik , teknik , Madenî parçaların üzerindeki kabalıkları almak için kullanılan makine


vargı
Anlamı:

1. isim , isim , mantık , mantık , isim , isim , mantık , mantık , Verilen bir önermeden çıkarsama yoluyla varılan sonuç

Örnek:

1. Taşlar katı olur, mermer bir taştır, şu hâlde mermer katıdır uslamlaması bir tasımdır. Bu tasımın ilk önermesine büyük önerme, ikincisine küçük önerme, sonuncusuna da vargı denir.

1. Taşlar katı olur, mermer bir taştır, şu hâlde mermer katıdır uslamlaması bir tasımdır. Bu tasımın ilk önermesine büyük önerme, ikincisine küçük önerme, sonuncusuna da vargı denir.


varı yoğu
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir kimsenin sahip olduğu her şey

Örnek:

1. Babası ulemadan bir hoca imiş. Varını yoğunu fukaralara dağıtmış.

1. Babası ulemadan bir hoca imiş. Varını yoğunu fukaralara dağıtmış.


varidat
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gelirler

Örnek:

1. Bayraktar Çiftliğinden ayda beş bin lira geçiyor eline. Han hamam varidatı ayrı.

1. Bayraktar Çiftliğinden ayda beş bin lira geçiyor eline. Han hamam varidatı ayrı.


Lisan : Arapça vāridāt

Telaffuz : va:rida:tı

varidatçı
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Devletin gelir işlerini yürüten görevli


varide
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Gelen şey

2. Gelen evrak


Lisan : Arapça vāride

Telaffuz : va:ride

varil
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap

Örnek:

1. Yetmişer kiloluk varilleri raylar üzerinde yuvarlayarak tıngır tıngır getiriyorlar.

1. Yetmişer kiloluk varilleri raylar üzerinde yuvarlayarak tıngır tıngır getiriyorlar.

2. Bu kabın içine aldığı madde miktarı

Örnek:

1. Petrolün varil fiyatı gün geçtikçe artıyor.

1. Petrolün varil fiyatı gün geçtikçe artıyor.

3. Petrol ölçü birimi (158,8l litre)


Lisan : Fransızca baril

varılabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Varılabilmek işi


varılabilmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Varılma ihtimali veya imkânı bulunmak

Örnek:

1. Yabancı sözcükleri gidermede kesin bir anlaşmaya varılabilir mi?

1. Yabancı sözcükleri gidermede kesin bir anlaşmaya varılabilir mi?


varılış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Varılma işi